KARANLIK ÖRTÜ

"Ben sekiz yaşındayken kardeşim öldü. Apartmanın bahçesinden yola çıktı, araba çarptı. Bahçede beraberdik. Ben göz kulak oluyordum ama olamadım. Budur benim hayatımın döndüğü nokta. Yani bence sekiz yaşından sonra her şey bu olayın etrafına sarmaşık gibi sarıldı. Annem evde iş yapıyordu biz bahçedeydik. Ama mesela aralar kayıp. Fren sesini, annemin inişini falan hatırlamıyorum. İyi bildiğim... Okumaya Devam et →

FRENK AKITMASI

“Bu bayramı ben iple çektim. Hakikaten 18 senelik evliliğimizde ilk defa coronadan dolayı kocamın sülalesiyle bayramlaşmaya gitmedik. İnsan olsa, kayınvalidemin eli diye bu virüsün elini öpmek isterim. Ben nefret ettim bu bayramlardan bu geçen zamanda. Gitmesi ayrı, sokulan lafları dinlemek ayrı dert. Bayram denilen şey zaten kadınlara eziyetten başka bir şey değil. Ev temizlenecek, yemek... Okumaya Devam et →

İLK UTANÇ

"İnsan tek bir anıdan ibaret. Utandığını ilk hatırladığı andan. Bütün ömrümüz o utanç anı neyse, neredeyse, işte onu unutmaya ve unutturmaya çalışarak geçiyor. Aslında o anın şahitleri için yaşıyoruz bi bakıma. Ya o kötü anıyı silmek, bi daha öyle zavallı olmamak için aşırı efor sarfediyoruz, ya da onu hepten unutturacak başka utançların peşinde koşuyoruz. Ben... Okumaya Devam et →

PLÜTON’UN AHI

"Geçen bayram annem eve bile sokmadı, s*ktiri çekti kapıdan. “Abinin borcunu ödemeden kapıdan giremezsin” diye. Mevzumuz bu yani. Hep ittir kaktır, yok sayma, falan. Değerimizi biz bildiremedik ama. Ben en küçüğüm, iki abim var. Onların işleri gıcır. Ben adam olamadım. Onların nazarında ama. Bilmiyorum belki de olamamışımdır ama sıkıntı yok yani, öyleyse öyledir yani Eyvallah.... Okumaya Devam et →

ZUHAL YILDIZI

"Beni tanıyan herkes “aaa Hüsna mı ? Şen şakraktır, neşelidir” falan der. Öyle bilirler beni. Akrabalarım olsun, arkadaşlarım olsun herkes. Ben çünkü kimseye içimin karasını anlatmam. Niye anlatayım da kendimi açayım, acındırayım. İçim öyle değildir ama onu bi tek benim çocuklarım yani köpeklerim bilir. Evvelden dörttü, şimdi üç kaldılar. Ölen küçük finolardandı. Eşim beni terk... Okumaya Devam et →

KÜÇÜK FENERLİ HANIMLAR

"Babam biz çok küçükken ölmüş, o yüzden onu hiç hatırlamıyorum. Sadece resimlerinden biliyorum. Onun ölümünden sonra Pendik’e aile apartmanına taşınmışız. Ben orada büyüdüm. Babanem, dedem, amcam, halalarım benim ailem oldu. Babasız büyümedik gibi bi şey oldu yani. Hep etrafımda beni sevenler kollayanlar vardı. Çok mutlu bir ailede büyüdüm diyebilirim yani. Ama son üç sene içinde... Okumaya Devam et →

KARA SAFRA

"Benim üçüncü çocuğum. Hamile kaldığımı öğrendiğimde aklımdaki tek şey aldırmaktı. Her gün bi ton sopa yiyodum babasından. Tam azıp kudurduğu zamanlardı. Para yok, pul yok en önemlisi de umut yok. Öyle zamanlardı. Şimdi üzerinden 20 sene geçmiş bakıyorum inanamıyorum yani. Ama İşte izi kalıyor. Ondan herhalde diyorum hep mutsuz oldu çocuğum. Böyle ayrık otu gibi,... Okumaya Devam et →

KISMET/4/ SON

"Ben tabii çoluksuz çocuksuz biriyle de evlenirdim ama başımdan bi nişanlılık geçmişti, yaşım da 28 olmuştu bu arada. Küçük yerde önemli yani bunlar. Ben daha bu eşim ortaya çıkmadan çok evvel babamın dayısının yanına Sarıkamış’tan İstanbul’a gelmiştim, Gültepe’ye misafirliğe. Nişanlımla da orada tanıştık. Aynı yaştaydık hemen hemen, çok da içim ısınmıştı yani, ince uzun boylu,... Okumaya Devam et →

KISMET/3

"Tabii sonra o da artık yeni duruma alıştı mecburen. Bi süre sonra artık kayınvalidem gibi olmuştu. Ben hiçbir zaman ona hizmette kusur etmedim ama hem benden büyük, hem de sakat diye. Kahvaltısını bile ne seviyor ne sevmiyor hazırlar, şekerine kadar çayına atıp karıştırırdım. Bi yere gidecek olsam bile onun sofrasını kurup yiyeceği yemeği hazır edip... Okumaya Devam et →

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑