"Türkmenistan’dan geldim. Üç sene oluyo. Bu virüsten 9 ay oldu gidemedim. Uçak yok. Çocuklar orada. Üç çocuk. Kargo yolladım eve 2 ayda aldılar. Ocak, tencere, çocuklar için mont, ayakkabı, ısıtıcı, döşek. Bu hep virüs için karantina her yerde. Şimdi o da baha oldu. Kilo başı 2 dolar oldu kargo. Tırın içini kiralıyorlar, böyle kim yolluyor... Okumaya Devam et →
ENKAZ
“Şu anda kendimle ilgili en net söyleyebileceğim şey; “ben bir sene önceki insan değilim!” Bunun dışındaki her şey bulanık. Bir sene önce evliliğim bitti ve ben bi enkazın altında kaldım. Duygusal olarak da maddi olarak da böyle. Şu an bankalara 160.000 lira borcum var. Maaşımdan kesiliyor. Aylık 2500 lira oğullarım için nafaka ödüyorum, 2200 lira... Okumaya Devam et →
BOKSA YÜKSELMEK
"Çılgınlarca boks yapmak istiyorum. Sürüm güncellemesi gelsin ya sıkıldım artık bu virüs şeyinden. Babam zaten şey diyor “bu böyle devam edecek sadece biraz hafifleyecek, başka çeşitte virüsler gelecek” Babam eczacı bu arada. O yüzden spor salonlarına falan gitmemi istemiyor. Ama ben hem aşırı enerjili hem de sabırsız bi insanım ya. Mesela bi ara yogaya sardım.... Okumaya Devam et →
NASİBİ BUYMUŞ
"Yılbaşı günü annemi kaybettim. Bildiğimiz bi şekeri vardı, başka öyle ağır bi şeyi yoktu. Çoklu organ yetmezliğine dönmüş. İnsanın anasız kalması hiçbir şeye benzemiyormuş, ki ben 57 yaşındayım yani. 13 çocuk doğurmuş, okuma yazması yok, fındıkta, çayda, derede iş güç içinde büyütmüş. 10’numuz hayattayız ama. Diğer üç çocuk ölmüş.. Tam da bilmiyorum da biri çaya... Okumaya Devam et →
ÖLÜLERİN KEMİKLERİ
"Eski alıp satıyom. Eskiciyim yani. Hurdacılık başka, onun için mekan lazım. Bizimkisi atadan dededen bildiğimiz, tahta arabaylan mahalle mahalle topluyoz. Hem Roman, hem eskiciysen daha ne olacan? Yani daha dipte bi şey yok. Onun altı ölülerin kemikleri... Üstünde de biz. Yine de şükür ama. Şükürü hep yapıcan. Canımın sağlığı yerinde çünkü. Bi de kendi ekmeğimi... Okumaya Devam et →
ÇEMBER
"1989 yılının Haziran’ında Silistre’den Türkiye’ye kendi arabamızla yola çıktık. Annem, ablam, babam, ben. Doğduğum büyüdüğüm toprakları geride bıraktım. Şimdi bakınca bi çember çizmişim gibi geliyor. Sabah gün ağarmadan yola çıktık. Üzerinde kahvaltımızı ettiğimiz mavi sofra örtüsünü üzerindekilerle öylece bıraktık arkamızda. Hala o ayrılışı düşününce sabah alacasının içine serilmiş o mavi örtü gelir aklıma. Hiç konuşmadan... Okumaya Devam et →
MUTLU YILLAR
Yeditepe'den Portreler'in tüm takipçilerine sağlık ve mutluluk dolu güzel bir yıl dilerim. 2021'de yeni portrelerde görüşmek üzere..
SİZ DE SEVERSİNİZ
"Bu yaz Canada’dan Türkiye’ye geldiğim 30 sene oldu. O zaman 17 yaşındayım. Her şey çok çabuk geçti. Şimdi Türk vatandaşı oldum 15 sene oldu. Aşık oldum burada ilk geldiğim o Akdeniz kasabasında. Ben döndüm mektup yazdı, ben ona sonra. O geldi sonra ben geldim, evlendik burada. ilk seneler çok zordu. Hep hasta oldum. Yemek yedim... Okumaya Devam et →
YARDIM ÇIĞLIĞI
“ 2018’in 3. ayında göğsümde bi kitle bulmamla hayatım değişti. Meme kanseri ameliyatı oldum. Ardından lenflerime sıçradı. Koltuklarımdan 16 lenf alındı. 21 kür kemoterapi gördüm. Sol kolum iptal artık. %69 engelli raporum var. Hem hareket güçlüğü içinde olmam, hem bağışıklık sistemimin zayıf olması bu pandemi koşullarında beni ekonomik olarak çok büyük zora soktu. Dolabımda erzağım,... Okumaya Devam et →
26. KATTAKİ RAPUNZEL
“En büyük hayalim İstanbul’da tek başıma üniversite okumaktı. İzmir’de çok iyi bir lisede okudum. Karşıyaka’da oturuyorduk. Son senem, yani geçen sene corono yüzünden çöp oldu. Ne mezuniyet töreni yapabildik ne balo. İlk defa bize denk geldi. Okul tarihinde yok böyle bi şey düşünün. Zaten üniversiteye giriş stresi de vardı üzerimizde. Bütün arkadaşlarından, okulundan falan ayrılıyorsun... Okumaya Devam et →