
“ Kimi işte diyo “sen aptalsın, eziksin” kimi “sen meleksin, melaikesin” Hiçbiri değil insanım, düz insan. Beni kocam terk etti diye sevgi, hatır bitmiyor ki. Otuz beş yıl geçirmişiz iyi kötü. Sonra ben gözümü açtım onu gördüm. Kayınvalidemden de hiçbir kötülük görmedim. Niye bakmayayım şimdi zora düşmüş. Görmüyor. “Öyle zifir gibi karanlığın içindeyim Serpil” diyor. Sarı noktası var. İğne falan oldu ama bir yere kadar. Sonra işe yaramadı.
Ben hayır için değil kendi vicdanımı dinlediğim için bakıyorum. Bakmak da bir kap yemeğini önüne koyuyorum, banyosuna yardım ediyorum o kadar. Yemeğini kendi yiyor, tuvaletine gidiyor, kendi giyiniyor. Çekmecelerinde her şeyin yeri belli. Yoldaş bana. İlla koca olunca mı kıymetli olacak. Bir de ben seviyorum kocamı. Gitse de seviyorum, kalsa da. Ne değişiyor yani, adam aynı adam. Yanımda da aynı, gidince de aynı. İçim buruk, kalbim kırık o başka. O geçmez ama sevgisi de, hatrı da bitmez.
Şimdiki beraber olduğu hanım istemedi, bakım evleri de çok pahalıymış. Ne olacak ne yapacağız falan bir tutuştular. Yapamaz artık bi başına. Seksen altı yaşında zaten. “Bana gelsin” dedim ben de. Eşim de dedi “kendini mecbur hissetme, senin hiçbir sorumluluğun yok”. Yok ama beraber geçirdiğimiz yıllar var. Onları ne yapıcaz?
Dört senedir beraberiz kayınvalidemle. Ben hala “anne” diyorum. Dizimizi seyrediyoruz, laflıyoruz. O şimdi dizi çok sever. Bahar, Kızılcık Şerbeti en favorimiz. Ama görmüyor ya ben şimdi insanları tarif ediyorum. Kıvılcım, Şadiye ablanın gelinine benziyor onun uzun saçlısı, Pembe aynı Meral halanın başı kapalı ve daha zayıf olanı. Bahar da kayın biraderimin büyük kızı Fulya. Huyu da benziyor. Ona zaten Bahar değil Fulya diyor. “Fulya bu akşam mı?”, “Yok diyorum bugün Pazartesi, yarın Fulya..” Böyle işte, geçiyor günler. Eşim yani eski eşim de “ben senin hakkını ödeyemem” diyor. Dedim “ben de senin hakkını ödeyemem.”
Benim kendi kardeşim bile “sen bunu beklenti için yapıyorsun” diyor. İyiliğimle ezip pişman olmasını bekliyormuşum. Öyle bir beklentim yok, dönmez zaten ama insan dipsiz kuyu belki içten içe öyle istiyorumdur. Öyle olsa bile ne olur yani? Otuz beş sene içinde ben de onu iyiliğimle ezmiş olayım, kime ne zararı var.” Yedi Tepe’den Portreler/ İstanbul/ 2024
Yorum bırakın