
“Eşimle en son seyahatimiz Vietnam’aydı. Orada bir kafede otururken “acaba ülkenin Komünizm geçmişi ile Budizm birbirleriyle kültürel alışverişte bulunmuşlar mıdır” diye bir soru sormak gafletinde bulundum. Eve üç ciltlik “Vietnam Tarihi” alarak döndük. “Bunları taşıyamayız, taşısak bile okuyamayız Vietnamca bilmiyoruz” dedim dinletemedim. Onları inatla taşıdı Google translate ile okuyacakmış. “Üç cildi nasıl okuyacaksın” diyorum, “her sayfanın fotoğrafını çekip translate edeceğim” diyor. Bunu okumazsa sorumu net bir şekilde cevaplayamazmış. Ev bir atölye. Mutfak için “ek rafa ihtiyacımız var” dedim diye koca ağaç kütükleri getirdi eve. Tabii çok kalınlar, sonra onları inceltmek, boyuna kesmek için testere yaptı. Testereyi almadı! testereyi yaptı! Ve o kütükler altı aydır koridorla mutfak arasında duruyor. Üzerinden atlayıp geçiyoruz. Kütüphane almak gerekiyor mesela eve ama söylemeye korkuyorum. Çünkü biz normal insanlar gibi İkea’dan gidip kütüphane alamayız. İlla onu kendi yapacak. Ev böyle acayip bir projeler enkazı. Bira yapım aksamları, şişeler, damıtıcılar, mobilya yapımı için çeşitli ebatlarda tahta, kütük, sunta parçaları En son kahve fincanlarımız kırıldı diye seramik hamuru ve seramik fırını aldı. Üç ay oldu ama en iyi seramik fincanları yapması için daha çok YouTube videosu seyretmesi gerekiyor. Artık ipin ucunu bıraktım, onlarla yaşamaya alıştım. Ama kedilerimiz için airtagleri mesela hemen yaptı. Onlarda günahını almayayım. Son üç senedir gerçekleşen iki projemiz var, biri kedilerimiz için airtagler diğeri de yatak odamız için şifonyer. Onun dışında çoğu şey yemek masamız dahil yapılmayı bekliyor. Umarım yaşlandığımızda karşılıklı yemek yiyeceğiniz bir masamız ve kahve içebileceğimiz fincanlarımız olur. Bazen kendimi cilalı taş devrinde gibi hissediyorum. Daha önümüzde tarıma geçiş, hayvanların evcilleştirilmesi, yerleşik hayat falan var. Çok uzun bir yol. Neyse sevmesen çekilmez zaten” Yeditepe’den Portreler/ İstanbul/ 2024