
“Hissetmediğine emindim. İnsan bir ipucu verir, bir şeyden anlarsın. Her gün konuştuk. Uçaktan indim takside aradım, “ çok özledim sevgilim çabuk gel” dedi. Bir de acayip kıskançtı. “Bir şey olsun, ufacık bir şey duyayım seni keserim, öldürürüm” falan derdi. Şakasına güya ama o potansiyeli vardı ve de bir şekil yaptı. Arabanın aynalar, kaporta, kapılar çizik göçük..Pert.. Sırf otopark parası ödemeyeyim diye apartmanın otoparkında bırakmıştım. Fener formalarımın kimini kesmiş kimini yakmış. Bilgisayarım dümdüz.. İlk zaten kapıdan girdim onu gördüm. 14 çekirdekli makineydi… Salonda yerde enkaz halinde. Kapıyı açıyorsun ilk onun cesedi.. İnsan insana bunu yapmaz. Düşmanına yapmaz. Alalı iki ay olmadı… Bir iş seyahati dedim. Aslında vardı öyle bir ihtimal sonra iptal oldu. Çeşme’de yer ayarladım beş günlüğüne. Onun bir arkadaşı aslında ama eski bir arkadaşı. Görüştükleri ettikleri yok. Bir de ne alaka yani. Her bakımdan mümkün değil öğrenmesi. Ya şöyle bir şey de var yani evli değilsen bu aldatma olmamalı. Ben imza veriyorsam okey dök, saç, bıçakla.. Ama bu olmaz. Çıldırdım. Orada olsaydı kesin elimden kaza çıkardı. Çok böyle acayip bela okuyan bir mesaj attı akşamına sonra da her yerden engeli bastı. Acayip zarardayım. Bu piyasada canıma okudu defolup gitti.” Yeditepe’den Portreler/İstanbul/ 2024
Yorum bırakın