VASİYET

VASİYET
“ Babam hastalığının son günlerinde, bilinci yerindeyken beni yanına çağırdı. Annem de yanımızdayken bana “ kızım sen çok şükür yuvanı kurdun, işin var, çocukların var, abin hiçbir şey yapamadı. Evi yok, işi yok, yuvası yok. Bu ev onun olsun, annene de o baksın. Böyle olursa benim aklım kalmayacak” dedi. “Peki baba” dedim ben de. O durumdaki bir insana ne denir zaten. İki ay sonra babamı kaybettik. Ev abimin oldu, annemle iki sene oturdu. Sonra evlendi, çocukları oldu, karısının ailesi işe soktu falan. Ve bana üç sene bile dolmadan karısı için “ Sevdegül’le annem anlaşamıyor annemi sen yanına al” dedi. Güngören’de üç oda bir salon ev de ben üzerinde hiç hak sahibi olmadan onun üzerine geçti. Ben kirada oturuyorum, ev sahibi olmam hayal. Abimin karısı çalışmıyor, ben çalışıyorum. Üstelik benim evim küçücük. Ama yine de annemi yanıma aldım. Bugün mesela oğlum kız arkadaşını eve çağırdı mecburen. Çünkü annem evde yalnız kalamıyor. Az önce aradım “annenem kabak yemeğini istemedi, Merve yağda yumurta yaptı, ben de yediriyorum” diyor. Ben annemin bakımından yüksünmüyorum ama yine de haksızlık olduğunu düşünüyorum. O içime sinmiyor ama abimin içine siniyor belli ki” Yeditepe’den Portreler/ İstanbul/ 2024

Yorum bırakın

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑