
“Bu sefer sarsınca kusmaya başladı, boğulur gibi kusuyor, antre battı, ayaklarımıza sıçradı. Leş gibi pisliğin,kokunun içinde bir şey söylesin diye çırpınıyoruz. Vıcık vıcık ayaklarımız kayıyor, bu hala bir şey demiyor. Ha bire öğürüyor. Eşim sonunda tutamadı kendini “öldü mü, öldü mü?” diye hıçkırarak ağlamaya başladı, “Ne oldu Nasıl oldu kaza mı yaptınız?” Koca adam hem ağlıyor hem bağırıyor. Ben de dağıldım ne yaptım bilmiyorum. Belgin hanımın bana ayakta durayım diye sarıldığını hatırlıyorum. O zaman bi kendine gelir gibi oldu, kusunca da iyi mi geldi açıldı mı ne, şaşkın şaşkın yüzümüze bakıyor “ yooo ne kazası ne ölmesi?” diyor. “Ne bok yemeğe bu haldesin?” o vakit diye inletti apartmanı eşim. Ben artık “ölmemiş ölmemiş” diye Belgin hanıma sarılıyorum, düşünebiliyor musunuz halimizi? “Beni eve almadı, bütün eşyalarımı kapının önüne atmış, eve giremiyorum” demesin mi? Başladı gene kusmuğunun içinde oturarak ağlamaya. O zaman film koptu. Necmi yani eşim çok affedersiniz “ulan eş**oğ*** o zaman niye benim kapımda ağlıyorsun, niye gidip karının kapısında ağlamıyorsun, geri zekalı, sarhoş manyak” diye ağzına ne gelirse söylemeye. Bu “özür dilerim babacım,özür dilerim annecim, özür dilerim karıcım” bozuk plak gibi sayıklama programına geçti. Biz hala ne olduğunu tam anlayabilmiş değiliz. Tamam bir şeyler olmuş ama sandığımız kadar korkunç değil..” Yeditepe’den Portreler/ İstanbul/2024
Heyecanlı kısmı bitti ama devamı var.. Pazartesi’ye 🙋🏻♀️
Yorum bırakın