SALIN BENİ

“Bugün arkadaşımla buluşmaya gidiyorum büyük oğlum arıyor “anne anahtarı evde unutmuşum neredesin? Evden bilgisayarı almam lazım” “Arkadaşlarımla kahve içmeye gidiyorum” dedim. “ Yakınsan dönsene” diyor bana. Kadıköy’ün ortasında avaz avaz “ salın beni artık” diye kendimi tutamayıp bağırdım. Koca adam ha, otuz dört yaşında. İki oğlum da güya evlendi, biri üç sene sonra biri de altı sene sonra boşanıp benim başıma geri geldiler. Küçük bi de köpeği getirdi. “Evde hayvan istemiyorum” dedim ama bir sürü duygu sömürüsü yaptı; “o benim çocuğum, o benim kızım, torununu sokağa mı atayım?” “Mutfağa ve benim yatak odama girmeyecek, her şeyiyle sen ilgileneceksin” dedim. Şimdi köpeği ben çıkarıyorum sabah akşam. Ya uykusu var, ya sabah çok erken çıkması gerekiyor, ya spora gidecek. İstersen çıkarma, her yere çiş kaka yapıyor. Büyük olan da başka problem. Evden çalışma günüyse salonda yemek masasına kuruluyor, hep toplantı. Biri bitiyor diğeri başlıyor. Anne etrafta dolaşma, anne sessiz ol, televizyonu kapa, telefonla içerde konuş… Kendi evimde ayaklarımın ucunda geziyorum. Babaları hayatta olsaydı resti çekerdi valla. Bir de “sen yalnız kalma diye yanına geldik” diyorlar. Ev kirasından, yemek yapmaktan, çamaşırdan kurtulmak için geldiklerini ben bilmiyorum sanki. Evlendiler kurtuldum derken başıma kaldılar. Atsan atılmıyor satsan satılmıyor. Ebeveynlik de bir yere kadar. Ben siyasetçi olsam bunu seçim sloganı hatta yasa yapardım. Okul, iş bulma falan hadi fazla fazla yirmi beş de, yirmi beşten sonra anneden bir şey istemek yasak olmalı. Erkek beslemekten,bakmaktan, temizlemekten, arkalarını toplamaktan bıktım.Böyle anayasada yazacak, açıp her bir şey istediklerinde göstereceksin “ İstanbul / 2024

Yorum bırakın

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑