JÜPİ’NİN TRAVMALARI

“Jüpiter’i minicikken yolda buldum. Simsiyah, avuç içi kadar bir tüy yumağıydı. Aslında aklımda bir kedi sahiplenmek yoktu ama görür görmez bu bizim kedimiz dedim. Eşim de çok sevdi. Üç kişilik bir aile olduk. Uzun tüylü bir kediydi ve temizlenmeyi çok seviyordu. Sürekli yalanmak istemesi önce normal geldi ama zaman içinde bir probleme dönüşmeye başladı. Tüylerini kusarak atamadığı için dışkısında çok kalın tüy kalıntıları görmeye başladık. Sonra yemek yememeye başladı. Veterinerimiz tüylerini kesmemizi önerdi. Bazı kedilerde bu durumun depresyona yol açabileceğini de belirttiği i için bunu son çare olarak düşündük ve başka yollar aramaya başladık. Bir arkadaşımız enerjiyle iyileştirmeyi önerdi. Bizden biliyorsak doğum tarihini, saatini tam ismini yazıp yollamamızı istedi. Bildiğimiz kadarını söyledik. Birkaç günlük enerji çalışmasından sonra Jüpi’nin annesinin işkence ile öldürüldüğüne şahit olduğunu, bir süre annesinin cansız bedeniyle kaldıktan sonra artık süt ememediği için yanından ayrıldığını ve bu yüzden hep terk edilme korkusuyla yaşadığını söyledi. Hayata karşı güven duymuyormuş. Yoğun travması varmış. Bu yüzden tıpkı insanlardaki saç yolma ya da tırnak yeme alışkanlığı gibi kendine zarar vererek var olmaya çalışıyormuş. Bunu duyunca duygu dünyam alt üst oldu. Sürekli gözümün önüne annesinin öldürülmesi, Jüpi’nin o minicik bedeniyle sütü çekilmiş memelerden süt emmeye çalışması gelmeye başladı. Bu görüntü kovmak istesem de gözümün önünden gitmiyordu. Arkadaşım enerji çalışmasına devam ediyordu ama Jüpi’ninki düzelirken benimki bozulmaya başlamıştı. Birkaç günlük enerji aktarımı sonunda duygu durumu yavaş yavaş maviden yeşile dönmeye başladı diye haber verdi. Aralarında kurdukları enerji hattı sayesinde birbirlerinden uzakta da olsalar Jüpi’nin duygu dünyasını görebiliyormuş. Rengin değişmesi çok olumlu bir gelişme dedi. Ve hakikaten de Jüpi o ara sanki biraz daha iştahlı oldu. Bizim de bu sırada yapmamız gerekenler vardı. Her gün birkaç kez “ artık güvendesin Jüpi, biz senin yanındayız, seni hiç terk etmeyeceğiz” dememiz gerekiyordu. Travmalarını yenene kadar duygusal desteğimizi hep hissetmeliydi. Bunu düzenli olarak bir süre yapmaya devam ettik. Ben bazen bunları söylerken kendimi tutamayıp ağlıyordum. Ama tüy topakları midesinde birikmeye devam etti. Dışkısı bunlarla doluydu ve iştahı tamamen kesildi. En sonunda traş ettirmekten başka çaremiz kalmadı. Acaba bize karşı duyduğu güven tamamen zedelenir, annesinin ölümünden sonra daha ağır bir travmayla baş etmek zorunda kalır mıydı. Bize duyduğu güvene ihanet mi ederdik. Bu korkularla traşa gittik ama güle oynaya eve geldik. Sanki bu anı bekliyormuş. Eve gelir gelmez mamasını yedi, huzurla uyudu. Meğer Jüpi’nin travma sebebi annesi değil tüyleriymiş. Bunu anladığımızdan beri benim de enerji rengim maviden yeşile dönmeye başladı.” Yeditepe’den Portreler/ İstanbul/ 2024

Yorum bırakın

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑