RÜYALAR NE SÖYLER

“Babam bakıma muhtaç olunca aile evine geri döndüm. Genç kızlık odama yerleştim. Oradan en son nikahımın olduğu gün çıkmıştım. Dört yıl evli kaldık. Sonra hayat bizi başka insanlara dönüştürdü. Üniversitede sevgili olduk. O solcu ve radikal bir tipti ama entellektüel ilgi alanları da vardı. Sonra zaman içinde ilgisi sadece parti oldu. Mayıs yaklaşırken o miting için pankartlar hazırlamaya, bildiriler dağıtmaya, partide toplantıdan toplantıya koşmaya, ben film festivali için bilet bakmaya başladım. Sadece Mayıs ayının değil hayatın amacı ikimiz için de tamamen farklılaştı. Ben onun içinde bulunduğu partideki hiyerarşik örgütlenme biçimini çok eleştiriyordum. Bu hep kafamda soru işareti yaratıyordu. Eşitlik özgürlük ve devrim gelecekse böyle bir yapı içinde nasıl yeşerecek diye düşünüyordum. Çünkü bir nevi kast sistemi vardı yapılanmalarında. Sonunda dünyalarımız giderek birbirinden uzaklaştı. Neredeyse her sohbet girişimimiz kavgaya dönüyordu. O sık sık gitmekten, ayrılmaktan bahsetmeye başladı. En sonunda kendine ev tutup ayrıldı. O zaman ikimizin de işleri iyiydi. Güzel paralar kazanıyorduk. Ekonomik olarak bir sıkıntımız yoktu. Bir süre ayrı evlerde yaşamaya devam ettikten sonra boşandık. Ama beraber olmaya hep devam ettik. Güzel bir yemek yaptığım zaman çağırıyordum, geliyordu. Beraber oluyorduk. İki sene böyle devam etti. Yeniden gizli görüşen sevgililer gibi olmuştuk. Tekrar evleneceğimizi düşünmeye bile başladım. Kafamda hep beraberlik vardı. Hayatında başkalarının da olabileceğini nedense düşünmedim. En son Ankara’da bir hafta sürecek büyük bir toplantıları olacaktı, Ona haber vermeden sürpriz yapmak için gittim ve orada otelde gene partiden çok genç bir kızla kaldığını, epeydir sevgili olduklarını öğrendim. Ben hariç herkes biliyormuş. Orada psikolojik olarak çöktüm. İstanbul’a tek başıma dönemeyecek kadar kötüydüm. Kızı orada bırakıp toplantıyı beklemeden beni otobüsle İstanbul’a getirdi. İki gün bana baktı. Sakinleştiriciler, çorbalar, ıhlamurlar falan. Gene umutlandım. Kızı orada bırakıp benimle gelmişti, yanımdaydı. Sonra gene gitti, gene geldi. Canım yanmasın diye partiden kimseye bir şey sormuyordum, ayrıldıklarını var saymayı tercih ediyordum. Görüşmeye devam ediyorduk. O ara hamile kaldım ama istemedi. Tek başıma gidip aldırdım. Sonra bir gün bir etkinlik çıkışında arkadaşlarından birine rastladım bana büyük bir zevkle davetiyesini gösterdi. Partiden beni sevmeyen biriydi. O cumartesi evleniyorlarmış. Onu duyduğum andan itibaren hiçbir telefonuna çıkmadım, eşyalarını almak için geleceği zaman evde durmadım ve o günden beri sekiz senedir hiç görmedim. Sesini dahi duymadım. Hala evliler iki çocukları var. Babamın yanına dönene kadar tamamen unuttuğumu düşüyordum. Başkaları oldu, aradan çok zaman geçti, ben değiştim falan. Ama bu eve, eski odama döndüğümden beri rüyalarıma girmeye başladı. Çok sık oluyor. Bana bir mektup yazmış ama yollayamıyormuş güya. Oda yüzündendir diye düşünüyorum. Çünkü üniversitede sevgiliyken o odada telefonu yorganın içine alır saatlerce konuşurduk, o odada hayal kurar, o odada onun için hazırlanırdım. Sırf bu rüyalar yüzünden babamla ikimizin odalarını değiştireceğim. Gene olmazsa tek çare iş yerine gidip benden ne istiyorsun diye hesap soracağım.” Yeditepe’den Portreler/ İstanbul/,2024.

Yorum bırakın

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑