
“Televizyon açık, otuz iki günlük lohusayım. Oğlumu yeni emzirdim gazı çıksın diye kucağımda gezdiriyorum. Baktım haberleri Defne Samyeli sunmaya başlamış. Biz Defne Samyeli ile aynı zamanlarda doğum yaptık. Aaa dedim işine dönmüş bile, ben de yakında dönerim” Oğlumun başını koklayıp yanımdaki beşiğine yatırdım. Sonra, her şey değişti. O an değişti her şey. Gözüm televizyonda oğlanı pışpışlıyorum hurdaya dönmüş bir araba var ekranda. Camları kurşunla delik deşik. Bizim araba….
Plakayı okuyorum. Defne Samyeli de anlatıyor, otuz sekiz kurşun diyor, suikast diyor eşimin adını söylüyor ama ben sadece duyuyorum o kadar. Anlamıyorum. Gaz bulutu gibi bir şeyin içindeyim sanki, her şey bulanık. Hala bazen o duyguyu yaşıyorum. Oğluma baktığımda yaşıyorum. Sanki kalın buzlu bir cam var o anla aramızda. Cam bir türlü kırılmıyor. Ağlayıp bağıramıyorum bile ağzımı açıyorum “ahh” bile diyemiyorum. Donmuşum, hala bir parçam öyle.
Biz eşimle birbirimizin gençlik aşkıydık. Aynı örgütteydik. Nikah tarihimizi aldığımız hafta gözaltına alındık. Perşembe’ye gün almıştık, Salı sabaha karşı Birinci şubeye götürüldük. Orada evleneceğinizi öğrenince şubeye davul zurna getirdiler. Bizimle alay etmek, işkenceyi kendileri için daha zevkli bir hale getirmek için. Ben büyük bir şans sayesinde beş ayda çıktım. Sorgudakiler konuşmadı. Ama eşim altı yıl ceza aldı. Evlenemedik. Ben hem okuyup hem çalışıp ona altı sene cezaevinde baktım. Çıktığında hemen evlendik. Sonra her şey bütün hayat darmadağın oldu.
Beylikdüzü’nde viyadüğün altında bir araba yolunu kesiyor. İçinden çıkıp direkt arabayı taramaya başlıyorlar. Otuz sekiz kurşun vardı eşimde. Doğum iznimden dönünce iş akdim feshedildi. İçerdeki alacaklarım verilmedi. Bakmak büyütmek zorunda olduğum kırkı çıkmamış bir bebeğim vardı. O gece örgütten arkadaşlarımın yanında sadece bir kez onlara sarılıp ağladım. Başka da ağlamadım.
Sonra ben nasıl o acıya dayandım, oğlumu nasıl büyüttüm, zaman nasıl geçti bilmiyorum. Dün Almanya’ya gitti. Şirket oradaki merkezde görevlendirdi. Çok iyi okullarda okudu, çok iyi bir işi var. Bunları ben yaptım ama nasıl yaptım? Hem o anın içine sıkışıp hem de nasıl dışına çıktım, hayata nasıl karıştım. O gücü nereden buldum? Aynaya bakıp kendime şaştığım çok oluyor.”
Yedi Tepeden Portreler/ İstanbul/ 2024
Yorum bırakın