KÜÇÜK ÇIBAN

“Ben iki kızıma da annelerinin vefatından sonra hem annelik hem babalık yaptım. Biri 13, diğeri 15 yaşındaydı o zaman. Şimdi küçük kızım 41 yaşında büyük 43. İkisi de üniversiteden sonra İngiltere’ye gittiler. O zamanlar çocuk bakıcılığı işi vardı, moda gibi bi şeydi. İşte ikisi de orper mi ne deniyordu öyle gittiler ve orada kaldılar. Büyük her zaman daha doğru kararlar almış, hayatını daha iyi yönlendirmiştir ama küçük kızım benim küçük çıbanım. Ben ona öyle diyorum, daha doğrusu diyordum. Şimdi küsüz. Herkes, kimi duysam yabancı memlekette bi yabancı buldu evlendi, benim kızım gitti İngiltere’de bi Arap Müslüman buldu evlendi. Londra’da onca her milletten insanın içinde bu bunu buldu, 15-16 senedir bunla İşte. Ben ırkçı değilim ama olacakları görüyordum o zamanda, karşı çıktım hiç dinlemedi. Adamdan nikahsız iki çocuk yaptı. Adam evli yani zaten başka kadınla. Ama çocuk makinesi, başka kadınlar, çocuklar o oooo haremi var yani. Adam bunu kapı dışarı zor çıkarıyor. Orada küçük çocuklara resim dersleri veriyordu atölyesinde şimdi onu da kapattırmış, “ben seni evde istiyorum, otur çocuklara bak” diye. Ben en son gittiğimde yani 3-4 ay evvel halini gördüm uyku uyuyamadım. Ablasını da dinlemiyor zaten. Adamın bi İngiliz kadından da çocuğu olmuş, kadın çekip gitmiş çocuğu bırakmış ona da kızım bakıyormuş meğer şimdi. Ben gitmesem hiçbir şeyden haberim olmayacaktı. Görüntülü de konuşuyoruz bazen ama anlatmıyor hiçbir şey. İşte “nasılsın? çocuklar nasıl? iyiyiz, merak etme” o kadar. Bi de gittim gördüm ki, iki kendi çocuğu, bi de bu annesiz çocuk, etti üç, leş gibi, merkeze uzak bir ev, sokağa bile çıkarmayan, işe göndermeyen bi koca. O benim pamuk prenses gibi büyüttüğüm Melisam olmuş 130 kilo. Kapılardan sığmıyor. Kendi dertlerini yemiş yani evde otura otura. Ben gidince tabii “baba seni yemeğe götüreyim, baba sana müzeyi göstereyim, nehir kenarına götüreyim” şu bu. “Sen bu Arap’tan ayrılıp kendini toplamadıkça seninle ne bi yere gelirim ne de konuşurum önce hayatını topla!” dedim. Kalmadım onda büyük kızda kaldım. Hatta şunu da dedim “gel Türkiye’ye, Erenköy’deki evi sana vereyim, kiracıyı çıkaralım, evi istediğin gibi yapalım, çocukları okula veririz, dilin var şakır şakır bi iş buluruz ya da atölye açarız aynı işi yaparsın” falan filan bi yol çizdim yani. Yok ama bizim peşimizi bırakmaz diyor Arap için. Fakat ben görüyorum tabii aptal değilim pervane olmuş adamın etrafında, adam kapıdan giriyor bu ellerini kavuşturup karşısında bekliyor, yani o emredecek bu yapacak. Rezalet bi durum yani. Ben de son restimi çektim “kızım sen benim küçük çıbanımsın ne temelli geçersin, ne patlayıp sönersin, aklın başına gelip de bu Arabı başından atarsan buradayım yoksa seni bu halde görmek beni daha çok üzüyor” dedim. İşte şimdi bir ayı geçti en son konuşmamızın üzerinden bakalım bekliyorum hayatını değiştirme cesareti gösterebilecek mi diye. Ama hiç sanmıyorum hiiiç .” İstanbul/2021

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑