HINZIRIN AHI

“ Epeydir bi alacağım vardı. Yabancım da değil kirvemin amca oğlu. Aralık başı gibi aradı “ kardeş buraya gelirsen bazı işler var beraber görelim, benim borcu da kapatalım” falan dedi. “Arabayla gelirsen daha güzel olur, lazım olacak” falan. Kalktık gittik iş başka çıktı. Uzun lafın kısası bunun da bi alacağı var adam da bu gibi ödeyemiyor ama diyo ki “arkadaşlar bi hınzır avlamış ama haram diye burlarda yenmez, ben borcuma karşılık bunu vereyim sana sen bunu Mardin’de ya da İstanbul’da satarsın” Bunun da avallığına geliyo “olur” diyo. Ama var ya koca domuz, 250 kilodan fazla çeker yani. Bizimki de Mardin’den bir iki arkadaşını yokluyor, pek de bilmiyor yani kime satar? kaça satar, ne olur? derken aklına ben geliyorum. Birkaç kasap buzluğuna koydurtmamış işte diğer etleri mındar eder diye. Ben gittiğimde hayvan kahvehanenin buzluğundaymış. “Eee Neydicez kardeş bunu?” İşte avcılardan biri diyo ki “biz bıldır sene Hınzır vurduğumuzda İstanbul’a götürüp Hay kasaplara sattık, Noel zamanıydı iyi para yaptık” İyi güzel de nasıl götürücez? Araba kadar var neredeyse hayvan. Öyle deviremezsin yani koyun, kuzu gibi arka koltuğa. Kaçak et kesen kasap bulduk, parçalattık, onları da poşetlere koyup buz torbalarıyla sardık, etrafına da keçe doladık. Keçe sararsanız kolayına bozulmaz dediler. 18-19 saat yol, kış günü, araba 99 model, ölsem mi gitsem mi düşünüyor, arkaya yatırdık bunu “ bismillah” diye yola çıktık. Kaloriferi de az açıyoz ki kokup mındar olmasın hayvan. Güya kilosunu 150’den satacaz da üstüne de bana borcunu kapattığı gibi kalanı bölüşücez. Daha Siverek’e gelmeden arabanın nefesi kesildi. Çektik servise şanzıman takımı bozulmuş “anca yarına olur abi” dedi adam. Ne yapıcaz arkadaki leşi? Al sana kuantumdam daha büyük problem. “Etme eyleme gadanı alim bizim sabaha İstanbul’a varmamız lazım, elinde ne var, ne yok bırak bizi yola sal” Yok ama olmadı. Otele mi çıkarıcaz malı yüklenip? Arabada kalsa araba vinçe çıkacak araba. Bi de korkuyorsun da yani haliylen , “domuz tüccarı mı, domuz kasabı mı bunlar? Diye iş de gelir insanın başına. Açıklayaman da yani. Kış günü, kar, buz kasap kasap dolaşıyoz, gözümüzün kestiğine girdik dedik “böyleyken böyle gardaş ocağına düştük” Allah orada yüzümüze baktı. Neyse kasabın arabaylan gittik hınzırı aldık buzluğa yatırdık. O günü öyle savdık. Ertesi gün öğlenden sonra aldık arabayı tam gaz geliyoz İstanbul’a. Ama artık bilmiyorum hayvan gebe mi, emzikli mi? Ahı mı duttu? ne oldu? Öyle derler gebe, emzikli hayvanın leşi bile ilenirmiş ardından. Bence öyleydi ama çünkü daha Aksaray’da şehir içinde kaza yaptık. Kırmızı ışıkta durduk, eşya yüklü kamyon geldi tam arkadan bindirdi. Görmemiş, “arka farların yanmıyo cart curt” bi de bana. Göçtü araba…. Kazaya mı, içindeki mala mı, çektiğin sıkıntıya mı neye yanıcan? Orada işte nalet gelsin diyip çöpe arttık hayvanı. Zaten batırmış arka koltuğu. Kanı sızmış hep döşemeynen yerlere. Bi de ağır bi koku ki bak üstünden kaç zaman geçti daha hanımla çocuklar binmiyo arabaya. En az 5-6 kez yıkatmışımdır arabayı o zamandan beri. Belki de keçe meçe korur dediler ama koktu hayvan onu da bilmiyoruz. Netice de etini bize yar etmedi hınzır. Alacak da verecek de yalan oldu. Hınzır, ahını da kokusuyla bir üstümüze saldı bıraktı.” İstanbul/2021

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑