NANCY

“Ben kolej mezunuyum. K. kolejinde okudum. O zaman kolej okuyan azdı. 62 yaşındayım. Teknik Üniversite istiyordum olmadı. Bi daha da denemedim. Biraz kırgınlıklarım oldu hayata karşı, bi takım şeyler olacakken olmadı. O bakımdan ben de hayata karşı bi soğukluk yarattı. Tesiri hala daha devam ediyor. O zamanlar kolejde yabancı ülkelerden mektup arkadaşlığı olurdu. Benim arkadaşım da Amerikalı Nancy’di. Benden bi yaş küçüktü, Alabama’da yaşıyordu. At binmeyi, paten kaymayı seviyordu. Bu ama buzda olandan değil. O zaman tekerlekli sokak pateni vardı ondan. Ben de heves edip aldırmıştım ama pek yapamadım. Biz Nancy ile çok iyi anlaştık. Fotoğraflarımızı yolladık, hayallerimizi yazdık falan. Ayda bir gelirdi mektup ama nasıl beklerdin onu. Nancy’nin hasta bi kızkardeşi vardı. Hem gözleri görmüyordu hem de sara gibi bi şeyi vardı, o yüzden hemşire olmak istiyordu. Annesi süpermarket gibi ama büyük devasa bi yerde çalışıyordu. O zaman bizde öyle Avm ler falan yoktu daha. Annesinin iş yerinin önünde bisikletli fotoğrafını yolladığında şaşırmıştım, böyle market mi olur falan diye. Bütün fotoğrafları mektupları hala durur. Hatta o dediğim marketin önünde çektirdiği büfenin üzerinde gümüş çerçevenin içinde. Bi fotoğrafı oturma odasındaki kütüphanede. Benim o dönemde ailem gibi bi şey oldular. Sonra lise bitince Nancy; “Amerika’ya benim yanıma gel” dedi. Çok istedi, uçak biletime varana kadar gönderdi ama bana vize vermediler. Bu benim hayatımın en büyük sükutu hayali oldu. Sonra askerliği yaptım ve annemle beraber yüncü dükkanı açtık. Sonra başka işler, işte kahvaltılık sattık, kısa bi dönem bi arkadaşımın iş yerinde muhasebede çalıştım falan sonra Bağ-Kur’dan emekli oldum. Böyle sıradan, hiçbir özelliği olmayan bi hayat işte. Ama o vizeyi almış olsaydım bugün Amerika’da çok başka, müreffeh bi hayatım olacaktı. Bu yani olabilecekken olmadı. Sonra ben içime kapandığım için bi 6-7 ay kadar Nancy’e yazmadım. O ara sanırım adresi değişmiş falan. Bi daha iletişim sağlayamadım. Hatta bu Amerika’ya gitme mevzuları zamanında telefon numarasını bile vermişti. Hiç olmazsa 10 kez o numaradan konuşmuşumdur ama o da cevap vermedi sonradan. Bi daha da hiç gitmedim Amerika’ya, nasip olmadı. Ama bi hayaldir benim için Alabama. Öyle cennet gibi nakşolmuş beynimin içine.” İstanbul/2020

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑