SAÇ TELİ

“insan kınadığını yaşamadan ölmezmiş, öyle derler. Bana kendi yaşadıklarımı başkası anlatsa ben kınardım, “Şaşırmış kendini, yaşına başına bakmıyor da” derdim. 64 yaşındayım. İki evladım, üç torunum var. Eşimi 45 yaşında kaybettim. O zaman bana çok yaşlıymışım, zaten unumu eleyip asmışım gibi geliyordu. Ben kendimi kapadım, evlatlarım için yaşadım. Çalışıyordum zaten, devlet memuruydum. İş, güç, çocuklarım, ailem öyle geçti yıllar. Şimdi o vakit, bu vakit hayatımda belki de ilk defa kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Geçen baharda okulumuzun yemeği vardı, ben arkadaşların ısrarıyla gittim. Lise yemeği. Düşünün kaç senedir görmediğim arkadaşlarım hepsi. Çoğunun ismini, yüzünü unutmuşum. Birkaçıyla sosyal medyada birbirimizi bulmuştuk ama o kadar. İşte o yemekte bir bey önce uzaktan baktı baktı gülümsedi sonra geldi yanıma ismimi söyledi, kendini tanıttı. Ben tabii önce tanıyamadım. Üç yıl geçirmişsiniz beraber ama üzerinden yıllar geçmiş. Bana “bende bir emanetin var Firdevs, istersen sana verebilirim ama, sende kalsın dersen havalara uçarım” dedi. Emanet dediği bir adet saç telimmiş. Yanında getirmiş, çıkardı, kağıda selobantla tutturmuş, katlamış kaybolmasın diye. Cebinden çıkarıp gösterdi. Sanki saç teli değil de altın saklamış öyle bir itinayla. Ara ara bu lise buluşmalarına gelirmiş zaten, beni görebilir belki diye. Siyah uzun bir saç teli.. Ben şaşırdım, nutkum tutuldu tabii. Ben kendi saçlarımın siyah halini görmeyeli o kadar uzun zaman geçti ki, hep böyle kısa, kırçıllı beyazmış gibi geliyorlar bana. Anlattı sonra meğer ben lise ikide kimya hocasının dersinde yanımdaki arkadaşımla çok konuşuyorum diye hoca beni oradan kaldırıp, onun yanına oturtmuş. Onun yanındaki sıra arkadaşını da benim yerime geçirmiş. O vakit atkuyruğumdan sırtıma düşmüş saçı usulca alıp saklamış. Bi tek kimya hocamızın ismi kalmış aklımda ama anlattığı olayı hiç hatırlamıyorum. Kıpkırmızı kesildim, böyle genç kız gibi karnıma bir şeyler oldu, doğru dürüst yemek bile yiyemedim. Ama o gece pek başka bir şey konuşmadık. Artık şaşkınlıktan mı? itirafın mahcubiyetinden mi bilmem? Sonra tabii işte telefonlar, buluşmalar, şunlar bunlar. O bir kez kısa bir evlilik yapmış iki sene sonra ayrılmış. “Hep aklımda sen vardın” diyor, bilmem doğru, bilmem yalan. Şimdi böyle yani ben bu yaşta aşk yaşıyorum. Bu corona meselesi çıkana kadar neredeyse her gün buluşuyorduk. Şu aralar da liseli aşıklar gibi sürekli görüntülü konuşuyoruz. Şimdi ben kendimi son vapuru, son saniyede yakalamış kadar bahtiyar hissediyorum.” İstanbul/2020

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑